"Oğlum bugün ders çalıştın mı?"

İster ebeveyn ister öğrenci isterse sadece küçük bir çocuk olun bu soruyu hepimiz işitmişizdir. Peki bu ne kadar doğru bir soru? İşte "kime göre,neye göre" kavramı burada devreye giriyor. Ders ne demek? Bu soru neden sorulur? Bir cevabı var mıdır? Bana göre ders, yapması mecbur olan görev/sorumluluk kavramıdır. Peki insana hergün bu kavramın hatırlatılması nasıl bir psikolojik bunalıma sokuyor hiç düşündünüz mü? Peki şöyle olsa daha güzel olmaz mıydı? "oğlum bugün oyun oynadın mı?" veya "oğlum çok çalıştın git biraz hobilerin ile ilgilen" güzel olurdu değil mi? Ama o zaman da kişi hiç çalışmaz ve o çok önemli -maalesef önemli- sınavlarından düşük alırdı. Ama aileler bu ileri görüşlülüğe sahip olduğu için (!) çocuklarının sürekli ders çalışmasını isterler. Bir düşünün, hangi aile, hangi anne/baba, çocuğunun gece gündüz ders çalışmasından mutlu olmaz ki? Ama sorun da buradan yani SİSTEMİN en başında başlıyor. Aileler çocuklarını yönlendirmeyi maalesef beceremiyor. Çocukların elbette ders çalışması,okulda verilen ödevleri yapması lazım. Ama hiçbir anne baba da demiyor ki "benim çocuğum kodlama öğrensin" kalıbımı basarım ki 2019 yılında hala kodlamanın veya programlamanın ne olduğunu bilmeyen aileler var-bu konu hakkında ayrı bir yazı yazacağım-. Ama genelde bu tip ailelerin çocukları çok başaralı olur -okulda- bu bir gerçektir. Çünkü çocuk başka bir şey görmemiş ki! Tek bildiği elindeki matematik kitabı,fizik kitabı başka bir ilgi alanı ol(a)madığı için çocuk da başarılı oluyor ve ailesinin gururu bir doktor yahut öğretmen vs. oluyor. Oluyor oluyor da peki diğerleri ne alemde. Açıkçası ben insanları ayırmayı hiç sevmem -artık bu tespit gibi bir şey olsun- ama öğrencileri lisede 3 gruba ayırıyorum. 1-)Halk arasında İNEK olarak tabir edilen çok çalışkan tipler. %100 başarı oranı 2-)Kendini havalı sanan, sınıftakilerle uğraşan libidosu yüksek erkek gruplarından oluşan tipler. %25 başarı oranı 3-)Hepsini dengede tutan, genelde hobileri olan eğlenceli ve zeki tipler. %75 başarı oranı. İşte bu kalanlardan ilk iki grubu hepimiz iyi biliriz bugünkü konumuz üçüncü grup. Bu insanlar genelde hobileri olan çoğu bilgisayar,bilişim,robotik,oyunlar, vb. ilgi alanları olan örnek insanlardır. Ama maalesef bizim ülkemizde ilk grup her zaman yarışı (!) önde bitirir. Üçüncü grup da ya git gide körelir ve sonunda sitemin kölesi sabah 8 akşam 8 çalışan 5-6 lira maaş alan(bu size cazip geliyorsa vay halimize) insanlara dönüşürler. Oysa ki bunlar hobilerini geliştirip yeteneğe çevirselerdi kendi işinin patronu 20k-30k alan sistemde söz sahibi bireyler olacaktı. Tabii bu ülkemizde ne kadar mümkün? Bunun hakkında kodlama hakkında yazacağım bir yazıda daha detaylı bahsedeceğim. Ama şöyle bir arkama yaslanıp düşündüğümde görüyorum ki biz hala düşük bütçeli bir ülkeyiz. Benim yazdığım yazılar veya kendimi geliştirmeye,kendimi her alanda eğitmeye çalışmam belki ülke için bir yararı olmayacak. Ama madem başımızdakiler bu işten eli eteği çekmişler o zaman iş başa düşüyor. Benim gibi siz de kendinizi geliştirmeye çalışır ve elbette o dengeyi kurabilirseniz ülkemizi daha iyi yerlere çekebileceğimize inanıyorum. Sizden ricam siyaset,politika,magazin gibi size hiçbir fayda sağlayamayacak uğraşları bir kenara bırakın ve ülkeniz için olmasada biraz öz saygınız varsa kendiniz için çalışın kendinizi geliştirin, örnek olun. Böylelikle artık ülke gündeminde politika tartışmaları yerine, robotik gelişmeleri; magazin veya evlilik programları yerine, yeni buluşları kişisel gelişim programlarını görelim. DAHA İYİ BİR GELECEKTE GÖRÜŞMEK ÜZERE KENDİNİZE İYİ BAKIN!

Yorumlar